Göz Kapağı Cerrahisi

10 Eyl 2019
  • Oküloplasti

Oküloplasti  oftalmolojinin (göz hastalıkları biliminin) bir alt dalıdır. Oküloplasti,  göz kapağı, gözyaşı sistemi ve gözü çevreleyen kemik ve yumuşak doku hastalıklarının tanı ve tedavisi ile ilgilenir. Oküloplastik cerrahinin konusu,  göz kapaklarının şekil, işlev ve görünüşüyle ilgili bozukluklar ve bunların düzeltimesidir. Göz kapaklarındaki şekil bozuklukları doğuştan olabilir(doğumsal kapak düşüklüğü-ptozis- gibi) ya da ailesel kalıtım ve çevresel faktörler gibi etkenlerle ileri yaşlarda gelişebilir. Yaşlanma, tek başına, göz kapakları ve göz çevresindeki dokularda şekil değişikliği yapar.

Yaşlanma ile ciltte oluşan kollajen ve elastik doku kaybının yerçekimi etkisiyle birleşmesi sonucunda göz kapaklarında torbalanma ve sarkma, cilt fazlalığı, üst göz kapağında düşme (ptozis) ve kaşta düşme izlenir. Çoğu hastada cilt fazlalığına göz çevresindeki yağ dokunun  fıtıklaşması da eşlik eder. Alt göz kapağındaki sarkmalar ise  alt kapak kenarında içe ve dışa dönmeye neden olabilir.  Kapaklardaki cilt fazlalığı   ve cilt sarkmaları görme alanını daraltabilir ve estetik kaygılara neden olabilir. Ayrıca göz kapaklarını çevreleyen kasın kasılma etkisine bağlı olarak göz çevresinde ‘kaz ayağı’ denen kırışıklıklar oluşur.

Yaşlanma  ile göz kapakları ve göz çevresinde oluşan değişikliklerin tedavisi sadece kozmetik (estetik) amaçlı olabilir. Kaz ayağı denen kırışıklıkları açmak ve kaşları kaldırmak için göz çevresine ve kaşa botulinum toksin uygulaması yapılabilir. Kaş düşüklüğünün belirgin olduğu hastalara direkt kaş kaldırması (lift) operasyonu yapılabilir. Göz çevresindeki ciltte elastik dokuyu ve kollajeni  artırmak,  cildin canlılığını, parlaklığını geri kazandırmak, koyu renk değişikliklerini gidermek  için göz çevresine mezoterapi veya otolog  hücresel tedavi  uygulamaları  yapılabilir.

  • Blefaroplasti nedir?

Yaşla birlikte göz kapaklarında oluşan cilt fazlalığı ve cilt sarkması ‘dermatoşalazis’ olarak adlandırılır. Genellikle üst göz kapağında daha belirgindir ve çoğunlukla yağ fıtıklaşması ile birliktedir. Tedavisinde  ‘blefaroplasti’ denilen göz kapağı cerrahisi uygulanır.

  • Blefaroplastide uygun  hasta seçimi nasıl yapılır?

Cerrahi işleme karar vermeden önce göz çevresindeki dokularda yaşla oluşan değişiklikler ayrıntılı fizik muayene ile değerlendirilmelidir. Sorun tek başına göz kapağı mı yoksa kaş düşüklüğü mü  problem  yaratmaktadır?   Karar vermek tedaviye yaklaşımda önemlidir.  Kaş düşüklüğünün belirgin olduğu hastalarda kaşların kaldırılmasından sonra estetik olarak memnun edici sonuçlar alınmakta ve blefaroplasti operasyonu ileri yaşlara ertelenebilmektedir.

Diğer yandan  kaş düşüklüğünün esas sorun olduğu hastalarda kaş ptozisi dikkate alınmaksızın yapılan üst göz kapağı cerrahisi sonrasında kirpikler ile kaşlar arasındaki mesafenin  azalmasına bağlı olarak kaşların daha düşük görüneceği  ve estetik olarak mutluluk verici sonuçlar alınmayacağı dikkate alınmalıdır.

  • Blefaroplasti uygulanacak hasta operasyona nasıl hazırlanmalıdır?

Blefaroplasti uygulanacak hastalar  biyomikroskobik muayenede  kornea,  okuler yüzey hastalıkları ve göz kuruluğu açısından değerlendirilmelidir. Ayrıca hastada  alerji ,  yara iyileşmesini etkileyen sistemik hastalıkların  (diabet gibi)   varlığı  ve kanama kontrolünü güçleştiren antikoagülan ilaç kullanımı  sorgulanmalıdır.

  • Ksantalezma nedir?

Göz kapağı derisinde yağ birikmesine ‘ksantalezma’ denilmektedir. Yağ birikimi parlak sarı plaklar şeklindedir. Bu yağ plakları kolesterol içermektedirler. Kan kolesterol yüksekliği ile ilişkisi tam olarak aydınlatılamamıştır ancak ailesel kan yağları yüksekliği olan aile bireylerinde daha sık görülmektedir. Özellikle genç erişkinlerde görüldüğünde  serum kolesterol yüksekliği ile ilişkili olabileceği düşünülmelidir.

Ksantelezma sık görülen ve genellikle her iki göz kapağını simetrik olarak etkileyen bir durumdur.  Genellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde görülür. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla fazladır. En sık üst  göz kapaklarının burun köküne yakın kısmına yerleşim göstermektedir. Yağ plaklarını oluşturan,  göz kapak cildinde dermisin üst tabakalarında yerleşen kolesterol dolu makrofaj hücreleridir. Buna neyin yol açtığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yüksek serum kolesterolü varlığında tedavi sonrası nüksler daha sık izlenmektedir.

Ksantalezma kötü huylu bir lezyon değildir. Klinik şikayetlere neden olmaz; görme işlevini etkilemez. Tedavi kozmetik amaçlı olarak lezyonların lokal anestezi altında çıkarılmasıdır.

Tüm kapağı etkileyen geniş lezyonların varlığında üst göz kapağı estetiği (blefaroplasti) düşünülebilir. Böylece ksantalezma  üst kapakta fazlalık yapan cilt dokusu ile birlikte çıkartılarak daha iyi estetik sonuçlar alınabilir.

  • Göz kapağında kitle nedir?

Göz hastalıkları pratiğinde en sık karşılaşılan tümöral  lezyonlar gözkapağı kitleleridir. Göz kapağında görülen kitlelerin büyük çoğunluğunu iyi huylu (benign) tümörler oluşturur.  Göz kapaklarının yapısında cilt, mukoza, kas dokusu, ter ve yağ bezleri gibi farklı dokular bulunur ve bu yapılardan çok çeşitli iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) tümörler köken alabilir.  Göz kapağında karşımıza çıkan kitleler, vücutta deri ile kaplı herhangi bir yerde de görülebilirler. Fakat bu tümörlerin gerek klinik görünümleri, gerek histolojik özellikleri, gerekse tedavisinde uygulanan cerrahi prensipler vücudun diğer bölgelerinde görülen cilt lezyonlarından farklıdır.

Genellikle erişkinlerde en sık görülen iyi huylu kapak tümörü skuamoz hücreli papillomdur.  Düzensiz aşırı keratinize skuamoz epitelyum ile kaplı, parmak benzeri şekil oluşturan bağ doku uzantılarıdır. Tedavisi basit eksizyondur.

Göz kapağının diğer sık görülen iyi huylu tümörü bazal hücreli papillomdur. Seboreik keratoz olarak da adlandırılr. Keskin sınırlı, kahverengi, aşırı yağlanma gösteren,kabarık, cilt üzerine yapıştırılmış gibi duran ve bazen tüm göz kapağını tutabilen bir lezyondur. Epidermisteki bazal hücrelerin çoğalması sonucu oluşan lezyonun yüzeyinde keratinle dolu kistik, boynuz benzeri oluşumlar görülebilir. Nevüs, bazal hücreli karsinom ve melanom ile ayırıcı tanısı yapılmalıdır.

Aktinik (senil,solar) keratoz tipik olarak aşırı güneş ışığına maruz kalmış, ileri yaştaki açık renkli bireylerde görülür. Yüzde alın bölgesinde sık görülmekle birlikte nadiren göz kapaklarında yerleşir.Malign bir tümör olan skuamoz hücreli karsinoma dönüşme potansiyeli vardır.

Keratoakantom göz kapağının nadir görülen ancak hızlı büyüyen iyi huylu tümörüdür. Genellikle uzun süre güneş ışığına maruz kalma hikayesi olan açık tenli bireylerde ya da immunsupresif tedavi alan kişilerde görülür. Birkaç gün içinde büyüklüğünün 2-3 katına ulaşabilen pembe renkli kabarık bir lezyondur. 2-4 cm boyuta ulaştıktan sonra genellikle büyümesi durur ve birkaç ay içinde kendiliğinden geriler. Gerileme döneminde merkezde keratinle dolu bir krater oluşur.Tamamen gerilemesi bir yılı bulabilir . Genellikle geride nebbe dokusu bırakır.  Ayırıcı tanısı malign skuamoz hücreli karsinom ve malign bazal hücreli karsinom ile yapılmalıdır.

Derinin  iyi huylu nevüsü(ben),  göz kapağı cildinde de görülebilir. Pigmentasyon artışı, hızlı büyüme, damarlanma artışı olursa malign melanoma dönüşten şüphelenilmelidir.

Göz kapağında bulunan  kitlelerin kötü huylu (kanser) olabileceği ve yaşamı tehdit edebileceği unutulmamalıdır.  Geniş çeşitlilikte ve farklı yapıda olabilen göz kapağı tümörlerinin uygun biçimde tedavi edilebilmeleri için öncelikle tanınmaları,  özellikle de, kötü huylu karakteri olanların ayırt edilmeleri gerekmektedir.

Göz kapağındaki kitlelerin takibinde renkli fotoğrafların önemi büyüktür .Çoğu tümör karakteristik klinik görünüme sahip olsa da KESİN TANI biyopsi veya eksizyon ile çıkartılan dokuların histopatolojik incelemesi ile konulmaktadır.

Search

+